NEVRUZ BAYRAMI KUTLU OLSUN


    
    Nevruz bayramınız kutlu olsun. Dileriz bu "yeni yıl", ülkemize ve bütün insanlığa barışın ve huzurun hakim olduğu bir yıl olsun, kutlu Nevruz, bolluk, bereket ve uğur getirsin.
    Yeni yıl derken, küçük bir tarih bilgisi hatırlatmasında yarar var: Büyük Selçuklu Sultanı Celâl'üddevle Melikşah, ünlü şair ve matematikçi Ömer Hayyam'ı yeni bir takvim hazırlaması için görevlendirmişti. Ömer Hayyam başkanlığında Türk astronomi ve matematik bilginlerinden, tarihçilerinden oluşan bir kurul kuruldu. Sultanın da katıldığı bu bilim kurulunun çalışmaları sonunda o güne kadar bilinen takvimlerin astronomik bakımdan en doğrusu olan Celâli Takvimi ortaya çıkmıştır. Celâli takvimi, yıl uzunluğunu 365 gün 6 saat olarak belirlemiş, yılların sayısını Hicret yılından başlatmış ve yılın birinci gününü de Nevruz günü (21 Mart) olarak belirlemiş bir takvimdir. İlk kez 1079 yılında, Malazgirt Zaferinden 8 yıl sonra Sultan Alparslan'ın oğlu Sultan Celâl'üddevle Melikşah tarafından resmî takvim olarak ilan edilmiştir. Selçuklu, Anadolu Türk Beylikleri, Hindistan'da Babürlü Türk yönetimi ve Osmanlı dönemleri boyunca da özellikle tarım, hayvancılık ve vergilerle ilgili hususlarda bu takvim kullanılmıştır. Celâli Takvimi, Hicri Şemsî takvimi, Rûmi Takvim, Nevruziye Takvimi gibi adlarla da anılmıştır. Doğu, güneydoğu Anadolu ile İran ve Irak'ta "Sultan Nevruz" adı ise hem takvimi hem yılbaşını ifade etmek için kullanılmaktadır.
    Mart ayının 21’i ülkemizde, komşu ülkelerde, yakın ülkelerde ve Türk Cumhuriyetlerinde Nevruz Bayramı olarak günümüzde de kutlanmaktadır. Dilimizde “Yeni Gün” anlamına gelen nevruz tabiat dinleriyle haşır neşir olan eski Türkler ve Türklerle akraba ya da ilişkili milletlerce binlerce yıldır kutlanan bir bayramdır. Macaristan’dan tutun da İran’a, Mısır’a, Hindistan’a ve hatta Sibirya’nın  çok uzak bölgelerinde yaşayan Saha Türklerine kadar bu bayram kutlanmaktadır.
      Geçmişten günümüze çeşitli topluluk ve milletler bugünü kendi gelenekleri doğrultusunda kutlamışlar. Bazı devletler 21 Mart Nevruz Bayramını resmi tatil ilan etmişler. Bizim resmi tatillerimiz arasında yer almasa da halk arasında nevruz önemli bir gündür. Nevruz bayramı yumurta kaynatma, renkli yumurta boyama, yumurta dövüştürme, çocukların çimene çıkması, yeşillikler üzerinde yuvarlanması, birdirbir, saklambaç, körebe gibi oyunlar oynanması, eğlenceler, çeşitli yarışmalar, şarkılar, türküler ve manilerin söylenmesi, genç gönüllerin karşı cinse duygularını dile getirmesi, oyunlar, halaylar, kıra çıkıp beraberce yeme-içme vb etkinliklerle yüzyıllardır kutlanmaktadır Anadolu’da.
       Özellikle Türk Cumhuriyetlerinde bu kutlamalar daha geniş bir katılımla tıpkı dînî ya da milli bayram öneminde kutlanır. Halk o güne özgü hazırlıklar yapıp, özel elbiseler giyer. Çeşitli oyunlar, danslar eşliğinde neşeyle kutlama yapılır ve herkes gönülden bu kutlamalara katılır. Devlet katında bugüne özgü resmi törenler yapılır. Son derece renkli görüntüler eşliğinde müzikli-danslı bu gösterilerin hazırlıklarına aylar önce başlanır ve organizasyonlar büyük bir titizlikle gerçekleştirilir.
       Nevruz Büyük Selçuklu Devleti zamanında resmî yılbaşı olduğu için başta vergi toplama işi olmak üzere yıllık aralıklarla yapılan kimi devlet işlerinin de başlangıcıydı. Yıllık takvime bağlanmış devlet işlerinden biri vergi tahsiliydi ve mart ayı Selçuklu'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne hep vergi ayı olarak belirlenmiştir.
      Osmanlılar da nevruza önem vermişler. O güne özgü olarak başta sadrazam olmak üzere devlet ileri gelenleri padişaha bağlılıklarını bildirmek ve şükranlarını sunmak amacıyla çeşitli hediyeler göndermişler. Ayrıca o güne özgü çeşitli bitki özlerinin karışımından bir macun çekilir ve padişaha gönderilir. Hayat ve kuvvet macunu olarak hazırlanan bu macun kimi zaman halka da sunulur, hatta eczanelerde ilaç niyetine satılırdı. Osmanlılarda kardelen çiçeğine “nevruz çiçeği” denmesi de bu çiçeğin baharın başlangıcının önemli simgelerinden biri oluşudur. Ayrıca çeşitli dönemlerde Osmanlı şairleri önemli telifler karşılığı padişahları öven nevruz şiirleri yazmışlardır. Hatta şair padişahlardan  IV. Murat’ın yazdığı şiirler arasında nevruzla ilgili olanları ünlüdür. II. Meşrutiyetle birlikte devlet katında bu tür kutlamalardan vazgeçilmiştir. Ama halk arasında kutlamalar hep süre gelmiş. Cumhuriyet döneminde de resmi bayramlar arasında anılmasa da halk kendiliğinden kutlamıştır ve günümüzde de çeşitli adlar altında kutlanmaktadır.
      Kültürümüzde ve çevre kültürlerde önemli bir yere sahip olan nevruz bayramına uzunca bir süre halk bilimcilerin yeterince eğilmediği gözlemlenmektedir. Halbuki milleti birbirine kenetleyen, insana yaşama sevinci veren, toplumda bir silkiniş ve yeniden canlanışa neden olan nevruz başlı başına bir araştırma konusudur. Kültürümüzü araştırmak  ve onun güzelliklerini ortaya çıkarmak öncelikle üniversitelerin ve akademik kuruluşların görevi olsa gerek. İşte akademik kuruluşlarımızdan biri olan Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı da bu doğrultuda hareket ediyor ve nevruz gibi kültürümüzün önemli bir bayramını bilimlik zeminde araştırıyor. Konferans, panel ve bilgi şölenleri ile yurt içi ve yurt dışından birçok bilim adamını buluşturuyor. Ayrıca bu buluşmaları kitaplaştırıyor, Bilge ve Erdem gibi süreli yayınlarıyla okuyucuya ulaştırıyor. Bütün bunların yanı sıra günün teknolojisine uygun olarak kendi web sayfasında nevruz  konulu yayınlarını bilgisayar kullanıcısının da hizmetine sunmayı ihmal etmiyor.
      Kültürlerin buluştuğu bu toprakların yanı sıra geniş bir coğrafyaya yayılan ve çeşitli adlar altında kutlanan nevruz  kent insanına biraz yabancı kalsa da kırsal kesimde önemli bir gündür. Birbirine gittikçe yabancılaşan kentli bu önemli günü yeniden keşfetmeli. Çünkü nevruz özünde yeniden diriliş, bolluk, bereket, barış, kardeşlik, birlikte eğlenmek gibi insancıl unsurları taşıyor. Bugün bunlara her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Birleşmiş Milletlerin de “Irk Ayrımı ile Mücadele Günü” olarak ilan ettiği nevruzun insanlık var oldukça kutlanması, barış, sevgi ve mutluluk getirmesi dileğiyle...
      
                                                                                                               

ÖMER ÇAKIR
                                                                                                  Atatürk Kültür Merkezi Uzmanı

 

© 2014 - Atatürk Kültür Merkezi Ziyabey Cad. No: 19 Balgat - Çankaya / ANKARA
 Telefon: +90 (312) 284 34 18
  Belgegeçer: +90 (312) 284 34 65